Samimiyetten Uzak Kişilerin Protesto Yöntemi: Donuk Ve Durgun Ya
Donuk ve cansız bir
karaktere bürünmek, bu şekilde gizli protestolarda bulunmak şeytanın etkisi
altına giren kimselerin geliştirdiği karakterlerden bir tanesidir. Temelde son
derece canlı, dışa dönük, neşeli insanlar olmalarına rağmen çevrelerine çeşitli
mesajlar vermek ve dikkat çekmek için bu yola başvuran kişiler, samimiyetsiz ve
basit bir ahlakı benimseyerek aslında en çok kendilerine zarar verirler.
İslam dini samimiyete, güzel ahlaka, doğallığa ve
içtenliğe dayanan bir dindir. Allah’a iman eden ve O’na gönülden bağlı olan tüm
Müslümanlar, en güzel tavrı göstermek, O’nun bildirdiği ahlaka sahip olmak için
ciddi bir çaba gösterirler. Allah’ın samimi iman sahibi kulları için
müjdelediği sonsuz cennet hayatına layık bir ahlaka ve derin bir imana sahip olmak
için emek verirler. İman etmeyen ve basit ahlak özelliklerini benimsemiş, sığ
düşünen kişiler ise derin bir kavrayışa sahip olmamaları nedeniyle bulundukları
ortama göre karakter değiştirir, nefsani duygularla hareket ederek çevrelerine
rahatsızlık verecek davranışlar sergilerler.
Bu tavırlardan biri de donuk ve cansız bir
karaktere bürünme taktiğidir. Bu kişiler şeytanın gösterdiği yöntemlere
sarılarak, temelde son derece canlı, dışa dönük, neşeli insanlar oldukları
halde, bile bile kendilerini ağırlaştırırlar. Amaçları, bu gizli protesto
eylemleriyle çevrelerindeki insanlara çeşitli mesajlar vererek, samimiyetsiz
ahlaklarını sürdürebilecekleri bir zemin oluşturmaktır. Soğuk, donuk, içine
kapalı, hiçbir şeyden zevk almayan, yaşama sevincini kaybetmiş adeta “ölü gibi,
cansız bir karakter” gösterirler. Oysa şeytanın etkisinde olmadıklarında
hoşsohbet olmalarıyla, canlı tavırlarıyla dikkat çeken, kendilerinin yanı sıra
çevrelerindeki insanları da canlandıran, neşe veren kimselerdir. Ama şeytanın
etkisine girdiklerinde bu hal birdenbire değişir. Öyle ki sanki yaratılış
olarak böyle cansız bir karakterleri varmışçasına ciddi bir kararlılık ve
çözülmezlik izlenimi vermeye çalışırlar.
Donuk Karakter Sergileyerek Protesto Yapan
Kişilerin Özellikleri
Donuk ve Cansız Tavırlarını Mat ve Anlamsız
Bakışlarla Desteklerler
Gözler, Allah’ın insanlara verdiği en büyük
nimetlerden biridir. Akıl sağlığı yerinde olan her insan, bakışlarıyla kendini
ifade etme yeteneğine sahiptir. İmani derinliğe ve Allah korkusuna sahip kişilerin
bakışları keskin ve şuurluyken, şeytanın etkisi altında olan kişilerin
bakışları mat ve donuktur. Fakat burada söz konusu olan, bu insanın kişilik
olarak son derece canlı, dışa dönük, insanlarla kolay diyalog kurabilen bir
yapısı olsa bile Allah’tan gafil, ahiretin varlığını tam olarak kavrayamamış
olmasının bakışlarında oluşturduğu özel bir boşluk ve cansızlıktır.
Bu kişiler, bıkkın, yorgun ve bitkin hallerini
destekleyen cansız bakışlarıyla genellikle çevrelerindeki kişilere birtakım
mesajlar vermeye çalışırlar. Kimi zaman dikkat çekip rahatsızlıklarını veya
sorunlarını belli etmeye çalışırlar kimi zaman da sadece ilgi odağı olmak
isterler.
Ancak sağlıklı ve akli dengesi yerinde olan bir
insanın şeytanın kontrolü altına girip saatlerce kesintisiz olarak anlamsız ve
donuk bakışlarla bakabilmesi son derece güçtür. Dolayısıyla böyle bir kişinin
gözlerini dondurabilmesi, duygularını gözlerinden yansıtmaması için özel olarak
güç harcaması, duygularını ve tepkilerini belli etmemek için özel irade kullanması
gerekir. Kişi bunu yaparken bir yandan Allah’ın kendisine sürekli olarak
doğruyu ilham ettiği vicdanının sesini duyar, bir yandan da bunu bastırmaya
çalışır. Diğer taraftan ise şeytana kulak verme ve onun ilham ettiklerini
yerine getirme gayretindedir. Bu ise hem fiziksel hem de zihinsel açıdan son
derece yıpratıcıdır.
Sevgiden ve Sevilmekten Uzaklaşırlar
Yüce Allah, tüm insanları sevgiden, güzel sözden,
samimi davranışlardan etkilenecek ve hoşnutluk duyacak şekilde yaratmıştır.
Fakat şeytanın kontrolü altındaki bazı kişiler iradelerini tamamen yanlış yönde
kullanarak kendilerini bu nimetlerden mahrum bırakırlar. Çevrelerine sürekli
olumsuz mesajlar vermek için kullandıkları protesto hareketleriyle sevilmekten
uzak bir konuma girerler. Bu kişiler, ne Allah sevgisinden kaynaklanan gerçek
sevgiyi tadabilirler ne de sevilebilirler.
Sevilecek pek çok özelliğe sahip olan insanlara
karşı kasıtlı olarak ters ve soğuk bir tavır içerisine girmeleri, bu kimseleri
de sevilmeyecek insanlar haline getirir; şeytanın etkisiyle, sevilecek tüm
özellikleri körelir. Kuran’da “Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şeyle
zulmetmez. Ancak insanlar, kendi nefislerine zulmediyorlar.“ (Yunus Suresi,
44) ayetiyle de hatırlatıldığı gibi, insanlar bu durumu kendi elleriyle oluşturmaktadırlar.
Hoşsohbet Olmaktan ve Güzel Tavırlardan
Kaçınırlar
Şeytanın etkisi altında olan kibirli kişiler,
sahip oldukları büyüklenme duygusu sebebiyle adeta cansız bir varlık gibi
yaşarlar. Bu kişiler ne karşılarındakine güzel sözler söyleyebilir, ne iltifat
edebilir, ne onlarla hoşsohbetler yapabilir ne de bunlardan zevk alabilir.
Çünkü başka birini övmek ona iltifat etmek nefsine çok ağır gelir. Kendisine
göre her zaman en akıllı ve en iyi odur. Dolayısıyla kendisi sözde o kadar
akıllıyken başka birini kendi isteğiyle övmesi mümkün olmayacaktır.
Şeytanın etkisine giren kimselerin güzel söz
söylemekten kaçınmalarının bir diğer nedeni ise kalplerindeki “kin ya da
kıskançlık“ duygularıdır. Allah insan nefsinin kıskançlığa ve bencilliğe
elverişli olduğunu “... Nefisler ise ‘kıskançlığa ve bencil tutkulara’ hazır
(elverişli) kılınmıştır...” (Nisa Suresi, 128) ayetiyle açıklamıştır.
Allah’tan korkup sakınan müminler bu ayet gereği kıskançlıktan Allah’a sığınır
ve nefislerinin bu yönünü eğitirler. Basit karakterli insanların aksine
çevrelerindeki her olayda Allah’ın üstün tecellilerini fark eder ve bunları
coşkuyla dile getirmekten kendilerini alamazlar.
İlgi Çekmek İçin Değişik Ruh Hallerine Girerler
Yazıda bahsettiğimiz bu basit karaktere sahip olan
kişiler, insanların ilgisini çekebilmek için türlü oyunlar oynarlar. Herkesin
güldüğü yerde somurtur, kimsenin gülmediği bir yerde çok eğleniyormuş gibi
yaparlar. Çok neşeli bir ortamda ciddi gözükmeye çalışır, ciddi olunması
gereken bir ortamda ise abartılı hareketlerle neşeli taklidi yaparlar. Bazıları
ise donuk ve cansız bir karaktere bürünerek kendilerine gizemli bir hava
katmaya çalışırlar. Sorulara cevap vermez, insanlarla göz teması kurmaz,
gülümsemez ve mat gözlerle bir köşede otururlar. Şeytanın kendilerine telkin
ettiği bu anormal hareketler sayesinde dikkat çekeceğini ve ilgi göreceğini
düşünen bir kişi, aksine insanların kendisinden uzaklaşmasına ve soğumasına
sebep olur. Bir insanın böyle bir çaba içerisine girmesi, hiç kuşkusuz ancak
şeytanın bu insanı şaşırtıp saptırmaya çabalamasıyla gerçekleşir.
Tembellik ve Uyuşukluk Taklidi Yaparlar
Donuk ve sessiz karaktere bürünerek
çevresindekilere mesajlar vermeye çalışan bu kişiler, konuşmaları ve
bakışlarıyla orantılı olarak uyuşuk, ağır ve dalgın tavırlar sergilerler. Bu
şekilde şevksizliklerini, isteksizliklerini, bir şeylerden huzursuzluk
duyduklarını sessiz bir dille çevrelerindeki insanlara hissettirmeye
çalışırlar.
Bu durum yürüyüşlerinden, oturup kalkmalarına,
yemek yemelerine, temizlik yapmalarına, kısacası tüm davranışlarına hakimdir.
Aynı şekilde dalgınlıkları da dikkat çekicidir. Herkes konuşurken onlar
uzaklara bir yerlere bakıp kalırlar; sohbet ortamından kopar, ancak ara ara
tekrar bu kişilerle bağlantıya geçerler. İlginç olan ise, çok gerçekçi bir
izlenim vermelerine rağmen aslında tüm bunları taklit olarak yapmalarıdır.
Ancak unutulmamalıdır ki samimi olarak bu durumdan
kurtulmak isteyen kişi, şeytan ile işbirliğini bıraktığı, Allah’a teslim olduğu
takdirde, Allah’ın dilemesiyle üzerindeki şeytanın etkisi kalkacak ve güzel bir
ahlak kazanacaktır.
Donuk Karaktere Bürünmek En Çok Kişinin
Kendisine Zarar Verir
Hiçbir aklı başında insanın normal karşılamayacağı
donuk, cansız ve bıkkın tavırları sergileyen bir kişi bilmelidir ki bu durumun
en çok sıkıntısını çeken de kendisidir. İnsanların ilgisini çekmek için
fıtratına uygun olmayan davranışlarda ısrarcı olması ve şeytanın etkisi altına
girmesinden dolayı vicdan azabı çeker.
Böyle bir kişi;
Başkalarına mesaj
verme çabası sebebiyle içinden geldiği gibi yaşayamaz.
Rahat rahat
gülemez, konuşamaz, hareket edemez.
Sürekli kendini
olduğundan başka biri gibi göstermeye çalışır.
Olayları daima
olumsuz yönleriyle değerlendirir.
Allah’ın kendisine
sunduğu güzelliklerin ve nimetlerin farkına varamaz.
Allah’ın takdir
ettiği kadere teslim olmadığı için daima bir sıkıntı ve mutsuzluk duyar. Bu da
ona manevi bir azap yaşatır.
İşte bu bahsettiklerimiz “… Allah, onlara
zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmetmektedirler.” (Al-i İmran
Suresi, 117) ayetiyle bildirildiği üzere kişinin kendi kendine zulmetmesidir.
Çözüm Samimiyette Gizlidir
Şeytanın telkinleriyle bürünülen bu suni
tavırlardan kurtulmanın tek çözümü, kişinin Allah’tan korkarak Kuran ahlakına
yönelmesidir. Ancak samimi bir kalple Allah’a yönelen ve O’nun razı olmayacağı
her davranıştan şiddetle kaçınan müminler, dünyada ve ahirette huzur ve
mutluluk bulabilirler. Allah, Kuran’da kullarına samimi olmalarını
bildirmiştir. Samimiyet ise kişinin içinden geldiği gibi, doğal davranmasıyla
ortaya çıkar. İnsan da yaratılışı gereği doğallıktan, samimi hal ve
hareketlerden zevk alacak şekilde yaratılmıştır. Hayatlarını bir tiyatro
sahnesindeymişçesine rol yaparak geçiren kişiler gerçek mutluluğa asla erişemezler.
Yaşadıkları bu azap dolu hayat, (Allah’ı tenzih ederiz) Allah’ı değil
kendilerine şeytanı veli edinmeleri, iyilik yerine kötülüğü kendilerine ilke
edinmeleri nedeniyledir.
Sadece birkaç dakika boyunca samimi düşünecek bir
insan, vicdanı üzerindeki baskının ruhuna ve bedenine ciddi şekilde zarar
verdiğini, ne kadar sağlıklı olursa olsun buna uzun bir süre dayanamayacağını
hisseder. Bu kişilerin yapmaları gereken, yaşadıkları bu çelişkinin ve
kendilerine verdikleri zararın hemen farkına varıp Allah’a teslim olmalarıdır.
Allah’ın “Şüphesiz: “Bizim Rabbimiz Allah’tır”
deyip sonra doğru bir istikamet tutturanlar (yok mu); artık onlar için korku
yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.” (Ahkaf Suresi, 13) ayetiyle
bildirdiği gibi, güzel ahlaklarında istikrar gösterdikleri takdirde, Allah bu
kimselerin hayatlarından korkuyu, hüznü çekip alacak, kötülüklerini örtüp
bağışlayacak ve onlara yaptıklarının en güzeliyle karşılık verecektir.
Kötü ahlakın verdiği vicdani sıkıntı ve yaptığı
ciddi baskı bir insanın uzun süre dayanabileceği bir durum değildir. Vicdan
azabı insanı maddi manevi çok büyük bir sıkıntı içine sokar. Bu, Allah’ın
insanlara bir rahmeti; doğru yolu görmeleri için yarattığı özel bir durumdur.
Donuk Karakter ile Kişilikli Olmanın Hiçbir
Bağlantısı Yoktur
Şeytanın, Kuran’a uygun olmayan bir ahlakı
benimsetebilmek için insanlara ilham ettiği düşüncelerden biri de, ‘kişilikli
ve şahsiyetli bir insan olmanın ancak ciddiyet, soğukluk ve resmiyet gibi
özelliklerle mümkün olabileceği’dir. Ancak elbetteki bu ahlakı uygulayan
insanların birçoğu, gerçekte kişilikli olmak ile samimi sevgiyi yaşamak
arasındaki farkı çok iyi bilmektedirler. Bir insanın şahsiyetli ve kişilikli
bir tavır içerisinde olması Kuran ahlakına uygun bir davranıştır; bu nedenle
Kuran ahlakını yansıtan diğer özelliklerle çatışması mümkün değildir. Bir insan
kişilikli olunca soğuk; samimi, rahat bir tavır içerisinde olunca da kişiliksiz
olacak diye bir kural yoktur. Bu tümüyle şeytanın bir aldatmacasıdır ve bu
ahlakı uygulayan kişilerin sinsiliğinden kaynaklanmaktadır. Kişilikli olmak;
bir insanın aklı başında, şuuru açık, samimi ve güvenilir olması, daha da
önemlisi Allah’tan korkan imanlı bir insan olmasıyla mümkün olabilir. Ciddiyet,
resmiyet gibi özellikler ile kişilikli olmanın hiçbir bağlantısı yoktur.
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 64.
sayı
(Ekim 2009) 22. sayfada yayınlanmıştır.
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! | Etiketler : Allah,Adnan Oktar,samimiyet
ADNAN OKTAR:
Kuran’a tam tabi olmayan, Kuran ahlakını anlamayan, Kuran aklını
alamayan her insan mecburen hüsrandadır. Bir de Allah ayrıca bize bunu
gösteriyor. Hakikaten perişan durumdalar. Bir kere sağlıklı, güçlü, net
akıl oluşmaz. Ayrıca derin düşünmek, derin analiz, samimiyet gibi güzel
hasletler de gelişemez. Dolayısı ile etrafımızda gördüğümüz, birçok
insanda gördüğümüz bozukluklar oluşuyor. Allah bunu bize ayrıca ispat
ediyor. Görüyoruz. Kuran ahlakıyla, Kuran aklıyla insan normal, samimi
ve tutarlı olabilir. (Buğra Ayan 

