Hz. İbrahim'in Hayatı ve Müslümünların İlk Evi Kabe'nin

Hz. İbrahim'in Hayatı ve Müslümünların İlk Evi Kabe'nin TarihiHz. İbrahim putlara tapan kavmine Allah'ın mesajını getirmiş ve onları uyarıp korkutmuştur. Uzun süre hak dini, dünyayı, ahireti, hayatı ve ölümü anlatmış, en yakını olan babasını ise Allah'ın dinine sürekli davet etmiştir.

Hz. İbrahim Kuran'da kendisinden sıklıkla bahsedilen, Allah'ın kendisinden övgüyle bahsettiği ve hanif bir Müslüman olduğu belirtilen bir peygamberimizdir. Kuran'da İbrahim Peygamberle ilgili olarak şöyle buyrulmaktadır:

"İyilik yaparak kendini Allah'a teslim eden ve hanif (tevhidi) olan İbrahim'in dinine uyandan daha güzel din'li kimdir? Allah, İbrahim'i dost edinmiştir." (Nisa Suresi, 125)

Hz. İbrahim'in ayette haber verilen "Allah'ın dostu" sıfatına layık görülmesi O'nun Allah'a olan sevgi ve korkusunun bir göstergesidir.

Hz. İbrahim'in Putperest Kavmi

Hz. İbrahim'in zamanında Mezopotamya Ovasında, Orta ve Doğu Anadolu'da yaşayan birçok kavim, göğe ve yıldızlara tapıyorlardı. Ayrıca bu kavimler sahte tanrılara ait birçok kabartma resim ve heykelcik yapıyor ve bunlara tapıyorlardı. Oldukça yaygın olan bu inanç, özellikle Yakındoğu'da kendisine oldukça uygun bir yaşam sahası bulmuş ve bu sayede uzun zaman varlığını sürdürmüştü. Bölgede yaşayan insanlar MS 600'lü yıllara kadar bu sahte tanrılara tapmaya devam ettiler. Bu inancın bir sonucu olarak, Mezopotamya'dan Anadolu'nun içlerine kadar olan bölgelerde "Ziggurat" ismiyle bilinen ve hem gözlem evi hem de tapınak olarak kullanılan yapılar inşa edilmişti.

Günümüzde ancak arkeolojik kazılarla belirlenebilen bu inanç şekli, Kuran'da günümüzden asırlar önce haber verilmiştir. Kuran'da belirtildiğine göre, Hz. İbrahim bu sahte ilahlara tapmayı reddetmiş ve sadece tek gerçek ilah olan Allah'ı tanımıştı. Kuran'ı Kerim'de Hz. İbrahim'in bu davranışı şöyle anlatılır: Hani İbrahim, babası Azer'e (şöyle) demişti: "Sen putları ilahlar mı ediniyorsun? Doğrusu, ben seni ve kavmini apaçık bir sapıklık içinde görüyorum." (Enam Suresi, 74)

Ancak başta babası Azer olmak üzere kavmi, Hz. İbrahim'e inanmayıp inkar etmişti. Kavminin baskıları artınca Hz. İbrahim, eşi ve ailesi ile beraber bir başka yere göç (hicret) ile etmek zorunda kalmıştır. Ayetlerde şöyle buyrulur:

"Sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan kopup-ayrılıyorum ve Rabbime dua ediyorum. Umulur ki, Rabbime dua etmekle mutsuz olmayacağım. Böylelikle, onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından kopup-ayrılınca ona İshak'ı ve (oğlu) Yakup'u armağan ettik ve her birini peygamber kıldık." (Meryem Suresi, 48–49)

Kabe'nin İnşası

Hz. İbrahim kavminden ayrılıp yola koyulur, Mekke'ye geldiğinde Allah'tan gelen vahiy üzerine bir yerde konaklayarak, bir ev inşa eder. İşte o ev Müslümanların bugün de kutsal kabul ettikleri Kabe'dir. Bu durum Kuran'da şöyle bildirilmektedir:

"Hani Biz İbrahim'e Evin (Kabe'nin) yerini belirtip hazırladığımız zaman (şöyle emretmiştik:) Bana hiç bir şeyi ortak koşma, tavaf edenler, kıyam edenler, rükua ve sücuda varanlar için Evimi tertemiz tut." (Hac Suresi, 26)

Bunun üzerine Hz. İbrahim, oğlu Hz. İsmail ile birlikte Kabe'yi yapmaya başlar ve çalışırken de Allah'a dua ederler. Bunu haber veren ayet şöyledir:

"Rabbimiz, gerçekten ben, çocuklarımdan bir kısmını Beyt-i Haram yanında ekini olmayan bir vadiye yerleştirdim; Rabbimiz, dosdoğru namazı kılsınlar diye (öyle yaptım), böylelikle Sen, insanların bir kısmının kalblerini onlara ilgi duyar kıl ve onları birtakım ürünlerden rızıklandır. Umulur ki şükrederler." (İbrahim Suresi, 37)

Hz. İbrahim Mekke'ye geldiğinde Mekke bir şehir havasından çok uzakta, boş ve ırak bir yer durumundadır. Hz. İbrahim'in bu yeri seçmesindeki amacın ne olduğunu yine ayetteki dosdoğru namazı kılsınlar diye (öyle yaptım) ifadesinden de anlamaktayız. Samimi kalple katıksız olarak Allah'a yönelebilmek ve Allah'a şirk koşan bir insan topluluğunun içinden çıkarak ayrılmak Kuran'da örnek verilen diğer peygamberlerin de uyguladıkları bir yöntemdir. Allah Hz. İbrahim'in yukarıda aktardığımız duasına icabet etmiş ve Mekke bugün hala o dönemden bu yana insanların akın akın gittiği bir şehir haline gelmiştir. Allah Hz. İbrahim'i Kabe'yi inşa etmesinden sonra, insanları hacca çağırması ile ilgili olarak da vazifelendirmiştir. Bu durum ayetlerde şöyle haber verilmektedir:

"İnsanlar içinde haccı duyur; gerek yaya, gerekse uzak yollardan (derin vadilerden) gelen yorgun düşmüş develer üstünde sana gelsinler. Kendileri için bir takım yararlara şahid olsunlar ve kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde (kurban adarken) Allah'ın adını ansınlar. Artık bunlardan yiyin ve zorluk çeken yoksulu da doyurun." (Hac Suresi, 27–28)

Allah Kuran'da Kabe'nin insanlar üzerinde çok önemli bir etkisinin olacağından da bahsetmiştir. Yukarıdaki ayette haber verilen, Kendileri için birtakım yararlara şahid olsunlar şeklindeki ifadede de bu durum açıkça belirtilmiştir. Kabe'nin insanlar için kutlu ve hidayet dolu bir yer olduğu Ali-İmran Suresi, 96–97'inci ayetlerde belirtilmiştir.

Kabe Hz. İbrahim döneminden beri Müslümanların hac için ziyaret ettiği çok önemli bir yer olmuştur. Peygamberimiz Hz. Muhammed döneminden önce müşriklerin çeşitli putlarla doldurduğu bir yer haline gelen Kabe, Peygamberimiz (sav)'in gelişiyle beraber tekrar putlardan temizlenerek Allah'ın evi sıfatını taşımaya başlamıştır. (Everett C. Blake, Anna G. Edmonds, Biblical Sites in Turkey)

Kabe; Müslümanların kıblesidir. Mekke şehrinde Harem-i Şerif Camii'nin ortasında bulunur. Hz. İbrahim tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. İslamiyet'ten önce de Araplar tarafından kutsal sayılan Kabe'de birçok put bulunmaktaydı. Mekke'nin fethinden sonra Kabe putlardan temizlenmiş ve onarılmıştır.

Kabe'nin duvarları siyah taşlardan yapılmıştır. 25 cm yükseklikte ve 30 cm kadar çıkıntılı bir mermer kaide üzerinde bulunmaktadır. Bu duvarlar yere kadar inen ve yer hizasında kaideye bakır halkalarla bağlanan siyah bir örtü ile örtülüdür. Tek parça olup her yıl yenilenen örtünün yalnız kapı ve damdaki oluğun hizasına gelen kısmı kesiktir. Örtü ipekli bir kumaştan dokunmuş olup, üzerine kelime-i şehadet işlenmiş, dama yakın kısmında çevresine altı n işlemeli bir şerit geçirilmiş; kemer biçiminde olan bu şeride de Kur'an ayetleri işlenmiştir. Kabe'nin kuzey-batı duvarında yerden 2 m. kadar yükseklikte, yer yer yaldızlı, gümüş kaplı bir kapı bulunmaktadır. Kapıya özel olarak yapılmış tekerlekli bir merdivenle çıkılmakta ve kapı öyle açılmaktadır. Kabe'nin içinde tavana çıkmak için bir merdiven ve üç ağaç sütun bulunmaktadır. İç duvarlar ve yerler mermer kaplıdır. Tavanda altın ve gümüş kandiller asılıdır. Kapıya yakın bir yerde Hacer-i esved yerleştirilmiş ve gümüş bir çemberle çevrilmiştir. Hacer-i esved'in tam karşısında Zemzem kuyusunun bulunduğu bina vardır. Kabe'nin çevresindeki tavaf yeri mermer döşelidir.

Kanuni Sultan Süleyman tarafından tavanı onarılan Kabe, beşinci onarımını I. Ahmed döneminde görmüş, IV. Murad döneminde çıkan sel baskını sonucunda üç cephesi yıkılmış ve yine aynı padişah tarafından onarılmıştır.

Bu makale, Araştırma Dergisi 09. sayı (Temmuz 2002) 12. sayfada yayınlanmıştır.

www.harunyahya.net

Yorum Yaz